FORUM TURKAYILDIZ  

Geri git   FORUM TURKAYILDIZ > Eğitim & Öğretim, Sınavlar, Ders Notları > Ders Notları & Ödevler > Tarih Ödevleri

Cevapla
LinkBack (1) Seçenekler Thema bewerten Stil
  1 links from elsewhere to this Post. Click to view. #1 (permalink)  
Okunmamış 29.12.09, 03:29
karavela - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Moderator
 
Üyelik tarihi: Dec 2009
Mesajlar: 245
Standart Anadoluda Kurulan ilk Türk Beylikleri



ANADOLU’DA KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ

Anadolu’da durum

Onüçüncü asrın ikinci yarısından itibaren İlhanlıların nüfuzu altına giren Anadolu Selçuklu devleti asrın sonlarına doğru ziyadesiyle zayıflamış, bir vali kadar hükmü kalmayan son hükümdar İkinci Gıyaseddin Mesud’un 1308’de ölümüyle tamamen ortadan kalkmıştır. Ayaklanma ihtimallerini göz önünde tutan Moğollar, Selçuklu ailesine mensup prensleri öldürmüşler, nüfuzları altında bulunan toprakları, Anadolu umumi Valiliği ismi altında toplayarak idaresini Moğol beylerinden birisine tevdi etmişlerdir.
İlhanlılar, Batı ve Güneybatı Anadolu’ya nüfuz edemediklerinden, buralardaki Türkmen beyleri küçük küçük devletler kurmuşlardı. Selçuklu devleti ismen son bulunca, bu beylikler daha fazla genişlemek için gayretler sarfına başladılar. Yalnız, İlhanlıların Anadolu umumi valilerinin en meşhuru olan Emir Çobanoğlu Demirbaş (Timurtaş) Bey Anadolu’yu tamamen Moğolların idaresi altına sokmaya çalıştı. İlhanlılara karşı bağlılıklarını kesen veya gevşeten Anadolu beyliklerini ortadan kaldırmak istediyse de emelinde muvaffak olamadı. Demirtaş Beyin ölümü Anadolu beyliklerine geniş nefes aldırdı.
İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han evlat bırakmadan 1335’de ölünce İlhanlı devleti son günlerini yaşamaya başlamıştı. O sırada İlhanlıların Anadolu valisi bulunan Türk asıllı Alaeddin Eretna Bey, İlhanlılardaki saltanat kavgalarından faydalanarak, merkezi Sivas olmak üzere bir devlet kurdu (1343). Böylece, Anadolu’nun doğu ve orta taraflarını içine alan ilhanlı nüfuz ve idaresi tamamen sona ererken Anadolu’daki beylikler için birbirlerine karşı daha serbest bir mücadele devre açılmış oluyordu.
Ondördüncü asrın ilk yarısında Anadolu’daki beylikler: Karaman, Germiyan, Menteşe, Hamit, Karesi, Aydın, Saruhan, Eşref, Candar ve Osmanoğulları idi. Orta Anadolu’nun bir kısmına sahip Eretna oğullarından başka Doğu Anadolu’da da ayrı beylik ve hükümetler teşekkül etti. Bu beylikler arasında, hususi beylik menfaatleri ve Anadolu birliğini kurma meselesi yüzünden çarpışmalar eksik olmadı. Nihayet Anadolu birliğini tesis Osmanoğullarına nasiboldu.
Karamanoğulları

Anadolu beylikleri içinde ilk kurulanı ve uzun ömürlüsü Karamanoğulları’dır. Beylikleri yeni kurulduğu sırada bile diğer beyliklerden daha geniş toprağa sahip olmaları çabuk gelişmelerine vesile olmuş ve kuvvetlenince de Selçukluların merkezi Konya’yı zaptetmeleri bakımından kendilerini Selçukluların varisi addetmişlerdir.
Oğuzların Salur yahut da Afşar boyundan olan Karamanlıların Anadolu’ya ne zaman geldikleri kat’i şekilde belli değildir. Onların, Tuğrul Bey ile birlikte Anadolu’ya geldiklerini ve Tuğrul Beyin dönmesinden sonra burada kaldıklarını bildiren eserler olduğu gibi, Moğol istilasından kaçmak suretiyle geldiklerini kaydeden kaynaklar da vardır. Karamanlıların Anadolu’daki yerleşmelerine ait kat’i tarih Birinci Alaeddin Keykubat zamanına rastlamaktadır. Alaeddin Keykubat Karamanlıları 1228’de Ermenek yöresine yerleştirmişti.
Karamanlıların ilk mühim tarihi şahsiyeti Kerimüddin Karaman’dır. Karamanlılar, başlarında Kerimüddin Karaman bulunduğu sırada dahi Konya üzerine hücumda bulunmuşlardır (1261). Oğlu Mehmet Bey, Karamanlıları daha fazla kuvvetlendirmiş, Selçukluların çekmekte oldukları sıkıntılardan faydalanmış, Mısır sultanı Baybars’la siyasi münasebetlerde dahi bulunmuştur. Mehmet Bey Konya’ya karşı hücuma geçerek şehri zaptetmiş,. Selçuk tarihlerinde Cimri diye bahsedilen Siyavuş adında birini Selçuk hükümdarı ilan eylemiş (1277) ise de, sonradan Moğollar tarafından yenilerek öldürülmüştür.
Mehmet Beyden sonra gelen oğulları da Moğollarla mücadeleye devam etmişlerdir. İlhanlıların Anadolu valilerinin en kudretlisi olan emir Çoban ile oğlu Demirtaş Beye bile boyun eğmemişler, fakat onların valilikleri sırasında da çok sıkıntılı devreler atlatmışlardır.
Emir Çobanoğlu Demirtaş Beyin Mısır’a kaçmasını müteakip rahat nefes alan Karamanoğulları, ülkelerini daha kolaylıkla genişletmeye koyulmuşlardır. Konya’ya kat’i şekilde sahip oluşları da Demirtaş Beyin Anadolu’dan uzaklaşmasından sonradır.
Osmanlılarla Karamanlılar arasında ilk münasebet Orhan Bey zamanına rastlamaktadır. Karaman hükümdarı Alaeddin Ali Bey Osmanlı hükümdarı Birinci Murad’ın kızı Nefise Sultan’la evlenmiş, iki devlet arasında akrabalık bağları teessüs etmişti. Akrabalık bağından en çok faydalanmaya çalışan Karamanlılardır. Bu bağa rağmen Alaeddin Ali Bey Osmanlı topraklarına tecavüzden geri durmamıştır.
Kayınpederine karşı tecavüzde bulunan Alaeddin Ali Bey kayınbiraderi olan Yıldırım Bayezit ile de iki defa muharebe etmiştir. Meşhur Akçay muharebesinde Yıldırım Bayezid’e yenilince Konya’ya kaçıp şehre kapanmış, fakat Konya Osmanlılar tarafından zaptedilerek kendisi öldürülmüştür (139. Yıldırım Bayezit Konya’dan sonra, Karamanlıların daha önceki merkezleri olan Larende (Karaman) kasabasını da zaptetmiş, Alaeddin Ale Beyin iki oğlunu Bursa’ya göndererek muhafaza altına almıştır. Böylece 1402 Ankara muharebesinin neticesine kadar Karaman ülkesine Osmanlılar sahip olmuşlardır.
Timur, Anadolu beylerine eski topraklarını iade edince Karamanoğulları da yine ülkelerine sahip olmuşlardır. Osmanlılar kendilerini toparlayınca Anadolu’da en mühim hasım olarak yine Karamanoğullarını bulmuşlardır. Osmanlılarla Karamanoğulları arasındaki mücadele fatih Sultan Mehmet devrine kadar devam etmiştir.




Germiyanoğulları

Anadolu beyliklerinin kuvvetlerindendir. Germiyan, bir Türkmen aşireti ismi olup bilahare hem aile hem de devlet ismi haline geçmiştir. Beyliği kuran Germiyan aşireti, önce Malatya taraflarında bir müddet oturmuş, sonra Kütahya ve denizli yöresine gelmiştir. Bunların ne zaman Kütahya’ya kat’i şekilde yerleştikleri bilinmemektedir. Yalnız 1283 yılından itibaren Germiyanlıların Kütahya’da kuvvetli nüfuzları olduğu görülmektedir.
Germiyanlıların ilk reislerinden Ali şir Bey ve onun oğlu Yakup Bey Selçukluların emirlerinden idi. Beyliği kuran Yakuy Bey’dir. “Germiyan Sultanı” unvanını alan Yakup Bey, beyliğini hayli kuvvetlendirmiş, Bizanslılarla muharebe etmek üzere, Aydınoğlu Mehmet Bey kumandasında sevk ettiği kuvvet Ege sahillerine kadar inmiş, Ayasluğ ve Birgi’yi zaptetmiştir.
Yakup Bey’in ölümüyle yerine geçen oğlu Mehmet Bey Bizanslı’lardan Simav gölü çevresini zaptetmiştir. Mehmet Bey vefat edince, Germiyanlılara tabi Aydınoğulları beyliği ayrılmıştır. Mehmet Bey’in oğlu olup Süleyman Şah veya Şah Çelebi diye anılan Germiyan hükümdarı, Karamaoğullarının tazyikine maruz kaldığından, onlara mukabil komşusu Osmanlılarla anlaşmak istemiştir. Bu gaye ile kızı devlet Hatun’u Birinci Murad’ın oğlu Yıldırım Bayezid’e vererek akrabalık bağı tesis etmiştir. Kızının çeyizi olarak merkezleri Kütahya ile birlikte Tavşanlı, Simav, Emed’i Osmanlı’lara terk edip kendisi Kula kasabasına çekilmiştir.
Birinci Kosova muharebesinde Sultan Murat şehit düşünce Osmanlıların sarsılacağına hükmeden Karamanoğulları ve Germiyanlılar Osmanlı topraklarına tecavüze kalkmışlardır. Bu sırada Germiyan hükümdarı olan İkinci Yakup Bey, evvelce çeyiz olarak terkedilen toprakları geri almaya başlamışsa da, yıldırım gibi Anadolu’ya yetişen Bayezit Yakup Beyi yakalatarak Rumeli’de İpsala kalesine hapsetmiş ve bütün Germiyan ülkesini zaptetmiştir (1390).
Dokuz sene İpsala’da kalan Yakup Bey 1399’da bir yolunu bulup kaçmak imkanını elde etmiş, deniz yoluyla önce Suriye’ye, oradan da Timur’un yanına gitmiştir.
Ankara muharebesinden sonra öteki Anadolu beyleri gibi Yakup Bey de Osmanlıların eline geçmiş olan arazisine Timur’un emir ve müsaadesi ile sahip olmuştur. Timur’un yüksek hakimiyetini tanımış, onun namına para kestirmiştir. İkinci Yakup Bey, yeğeni Çelebi Mehmet ve daha sonra da İkinci Murat ile iyi geçinmiştir. Kendisinin erkek evladı olmadığından memleketini Osmanlılara vasiyet etmiştir. böylece 1428’de ölümüyle Germiyan beyliği son bulup toprakları Osmanlılara intikal etmiştir.
Karesi Beyliği

Batı Anadolu’da kurulan beyliklerden olup merkezi Balıkesir idi. Beyliği kuran, Karesi Bey ile babası Kalem Beydir. Kalem Bey Melik Danişmend Gazi torunlarındandır. Anadolu Selçukluları Danişmendlilere nihayet verince, bu aileye mensup kimseler Selçukluların hizmetine girerek hudut mıntıkalarında uç kumandalığı vazifeleri almışlardır. Selçuklular yıkılmak üzereyken uç kumandanlarından olan Karesi Bey de kendi adı ile anılan beyliği kurmuştur.
Karesi beyliği, Balıkesir ve çevresi ile birlikte Edremit ve Çanakkale’ye uzanan topraklara sahipti. Bunlar donanma da meydana getirmişlerdi. Osman Gazi’nin çağdaşı olan Karesi Bey’in ölüm tarihi kat’i şekilde belli olmamakla beraber 1325 ile 1330 yılları arasında öldüğü muhakkaktır. Onun ölümü ile Karesi beyliğinin iki oğlu arasında bölünmeye maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Balıkesir ve çevresine Demirhan Bey, Bargama ve çevresine de Yahşi Bey hükmetmekte idi. Yahşi Bey 1341 ve 1342 senelerinde iki defa Gelibolu’ya donanma ile asker çıkarmış, fakat muvaffak olamayarak sonunda İmparator Kantakuzenos ile anlaşmaya mecbur olmuştur. Osmanlılara komşu olan Demirhan Bey’in topraklarının bir kısmının Osmanlılara geçtiği, maamafih Demirhan’ın oğlu olması muhtemel bulunan Süleyman Bey’in Çanakkale etrafında bir müddet daha tutunduğu anlaşılıyor.
Osmanlı ve kayinameleri Karesi Bey’in oğulları ile, beyliğin topraklarını Osmanlılara geçişini başka türlü anlatırlar. Osmanlı kaynaklarına nazaran; Karesi Beyin oğlu Aclan Beydir. Aclan Beydir. Aclan Bey, Osman ve Orhan Gazilerle iyi geçinmiş, oğlu Dursun Bey’i de Orhan Bey’in yanına göndermiştir. Aclan Bey 1335 veya 1337’de vefat edince yerine büyük oğlu geçmişti. Aclan Bey’in büyük oğlu Demirhan Bey geçimsiz ve kötü huylu bir adam olduğundan, halk meşhur bir şahsiyet olan Hacı İl Bey vasıtasıyla Dursun Beyin hükümdarlığını istemiştir. Bunun üzerine Dursun Bey Orhan Gazi’ye müracaatla yardım talebetmiş ve yapılacak yardıma mukabil merkez Balıkesir hariç diğerlerin Osmanlılara terk edileceğini vaad etmiştir.
Orhan Bey ise yanına dursun Bey’i alarak Balıkesir üzerine yürüyünce demirhan Bey Bergama’ya kaçmıştır. Orhan Gazi, Dursun Bey’i, Hacı İl Bey’le birlikte Bergama’ya göndermiştir. Fakat Bergama önünde Dursun Bey kaleden atılan bir okla ölmüş, Demirhan Bey ise yakalanarak Bursa’ya getirilmiştir. Böylece Karesi Beyliği de nihayet bulmuştur. Beyliğin nihayet buluşuna ait birkaç tarih mevcutsa da, son Karesi topraklarının 1345 ile 1354 seneleri arasında Osmanlılara katılmış olması lazım gelmektedir.
Aydınoğulları

Aydınoğulları beyliğini kuran Mehmet Bey’in babası Anadolu Selçuklularının emiülşevahili (amirali) Aydın Bey’dir. Aydınoğlu Mehmet Bey Germiyan hükümdarı Birinci Yakup Bey’in subaşısı idi. Mehmet Bey, Menteşeoğullarına damat olan Sasa Bey ile birlikte hareket ederek sür’atli akınlarla Birgi, Ödemiş, Ayasluğ (Selçuk) ve Tire’yi zaptetmiştir. Mehmet Bey bilahare Sasa Bey’i bertaraf ederek akın ve fetih hareketlerine yalnız başına devam etmiş, böylece kendi adı ile anılan bir beylik kurmaya muvaffak olmuştur. Beyliğin merkezi Birgi idi.
Mehmet Bey’in ikinci oğlu Umur Bey, daha babasının sağlığında kuvvetli bir donanma meydana getirmiş, bilgi ve cesaretle deniz harplerine girişmiştir. Mehmet Bey’in 1333’de ölümü üzerine beyliğin başına Umur Bey getirilmiş, kuvvetli donanmasıyla deniz harplerine devam etmiştir.
Sakız, Ağriboz adalarına, Mora ve Rumeli kıyılarına müthiş akınlar yapan Gazi Umur Bey Bizans’taki taht ve taç kavgalarına müdahale ederek dostu Kantakuzen’in imparatorluk tahtına oturabilmesini temin etmiştir.
Umur Beyin pervasız denir seferlerinden canları yanıp göz açamayanlar nihayet birleşerek umur Bey donanmasına hücum etmişlerdir. Papa, Venedik, Rodos ve Kıbrıs donanmalarından mürekkep müttefik donanması bu hücumda Umur Bey donanmasını yakmışlar, Sahil İzmiri’ni de zaptetmişlerdir. Hıristiyanların bu ittifakına rağmen yılmaya Umur Bey İzmir’i geri almak için yaptığı çarpışmada şehit düşmüştür (134.
Umur Bey’in ölümüyle yerine geçen büyük biraderi Hızır Bey onun azim ve cesaretine sahip olmadığından Hıristiyanlarla ağır bir muahede imzaladı. Neticede Aydınoğullarının deniz kuvveti de hiçe indi. Hızır Bey ölünce İsa Bey Aydınoğulları hükümdarı oldu. İsa Bey, hem alim, hem de ilim ve sanat adamlarının koruyucusu idi.
İsa Bey zamanında Osmanlılarla Aydınoğulları çatıştılar. Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezit, Karamanoğullarının teşviki neticesi kendi aleyhinde anlaştıklarını duyduğu Aydınoğulları üzerine hareket etti. İsa Bey mukavemet edemeyeceğini anladığından, Yıldırım Bayezit, Aydınoğulları arazisini harbsiz işgal etti (1390). Yıldırım Bayezit İsa Beyin kızı Hafsa Hatun’u kendisine nikah ederek kayın pederine Tire tarafında biraz arazi bıraktı.
Timur’un 1402 Ankara muharebesinden sonra diğer Anadolu beylikleri gibi Aydınoğulları da yeniden ortaya çıktılar. İsa Bey’in oğlu Musa Bey ile onun oğlu Cüneyt Bey diye anılan Aydınoğulları hükümdarı Osmanlıları hayli uğraştırdı. Cüneyt Bey, Yıldırım Bayezid’in oğlu Emir Süleyman ile, Çelebi Sultan Mehmet ile, sonra da İkinci Murat’la mücadele etmiş, en sonunda da 1425 de yakalanarak idam edilmesiyle Aydınoğulları tamamen sona ermiştir.
Menteşe Beyliği

Anadolu’nun güneybatısında kurulmuş olan Menteşe beyliği, ismini yine Anadolu Selçuklularının emirülsevahili (amirali) olan Menteşe Beyden almıştır. Takriben 1300 tarihine doğru teşekkülünü tamamlamış olan Menteşe beyliği, kurucularının deniz yoluyla bu toprakları ele geçirdikleri bazı kaynaklarda yazılmışsa da Muğla, Beçin, Milas ve Çine taraflarına da hakim oldukları şüphesizdir.
1280 senesinde bir Menteşe beyinin Tralles yani Aydın kasabasını kuşattığını, başka bir Menteşe beyinin de 1300’de Rodos adasını almak için şiddetli mücadelede bulunduğunu biliyoruz. O halde Menteşe beyliği onüçüncü asrın sonlarında güneydoğu Anadolu’da bilhassa denizcilik bakımından hatırı sayılır bir kuvvetti. Menteşe ailesi Rodos’u zapt için Aydınoğulları ile işbirliği de etmiştir.
Menteşe ailesinden Mes’ut ve Erhan Beylerle onun oğlu İbrahim Bey hakkında fazla bilgiye sahip değiliz, yalnız bunlardan Erhan Bey’in kuvvetli donanmaya malik olduğunu biliyoruz. 1354’ten önce ölen Erhan beyin Musa, Ahmet ve Mehmet Bey isimlerindeki oğulları arasında ihtilaflar vukubulmuş, bu yüzden Menteşe beyliği parçalara ayrılmıştır. Bunlardan Mehmet Bey Balat (Milet) hükümdarı bulunurken 1390’da Osmanlı hükümdarı Yıldırım Bayezid’in hücumuna uğramış ve mağlup olunca memleketinden kaçmış ve en sonunda Timur’un yanına kadar gitmiştir. Onun kaçmasıyla menteşe beyliği toprakları Osmanlıların eline geçmiştir.
Ankara muharebesinden sonra Mehmet Bey, Timur’un himayesinde eski beyliğine sahip olmuştur. Onun ölümü ile Menteşe beyi olan oğlu İlyas Bey 1415’ten itibaren Osmanlıların nüfuz ve himayesini tanımıştır. İlyas Beyin oğlu Leys zamanında ise, Menteşe beyliğine tamamen son verilmiştir.
Menteşeoğulları, komşuları Aydınoğulları gibi denizci olmaları bakımından Anadolu beylikleri tarihinde mühim bir mevki işgal ederler.
Eşrefoğulları Beyliği

Eşrefoğulları beyliği Beyşehir etrafında kurulmuştur. Beyliğin kurucusu Eşyrefoğlu Süleyman Bey Selçukluların emirlerindendi. Süleyman Bey onüçüncü asrı sonlarında Selçuklu şehzadeleri arasındaki mücadelede mühim bir rol oynayarak kuvvetini göstermiştir.
Eşrefoğulları beyliğinin kurucusu olup, merkez edindiği Beyşehir’i imar ve ihya eden, hatta bir zamanlar bu şehrin Süleyman Şehri diye anılmasında amil olan Süleyman Bey 1301 yılına doğru ölmüş, yerine oğullarından Mubarizüddin Mehmet Bey geçmiştir. Mehmet Bey, Akşehir ve Bolvadin taraflarını zaptederek Eşrefoğulları arazisinin genişlemesini temin etmiştir.
Mehmet Bey’in ölüm tarihi de babasının ki gibi kat’i şekilde malum olmamakla beraber 1320’den sonra öldüğü anlaşılmaktadır. Mehmet Bey’in oğlu İkinci Süleyman Bey Eşrefoğulları hükümdarı bulunduğu sırada İlhanlıların Anadolu Vali Demirtaş’ın yıkıcı darbelerine maruz kalmıştır. Demirtaş, 1325 yılında Süleyman Beyi mağlup ve esir etmiş, sonra da Beyşehir gölüne atarak boğup öldürmüştür. Böylece Eşrefoğulları beyliği son bulmuştur. Daha sonra İlhanlı Valisi Demirtaş Mısır’a kaçıp da Anadolu beyleri rahat nefes alınca, eşref2oüğulları tekrardan tarih sahnesine çıkamamış, Eşrefoğullarına ait topraklar Karaman ve Hamitoğullarının eline geçmiştir.
Candaroğulları

Anadolu beylikleri arasında Karamanoğullarından sonra en uzun yaşayan bu beylik, Kastamonu ve çevresinde kurulmuştur. Sülalenin altıncı hükümdarı İsfendiyar Bey’e nispetle İsfendiyaroğulları diye de anılmaktadır.
Ailenin ilk reisi Şemseddin Yaman Candar, Selçuklu ümerasından olup, hizmetlerine karşılık Kastamonu ve etrafı kendisine verilmişti. Oğlu Süleyman Paşa Kastamonu’da bir beylik kurmaya muvaffak olmuştur (1300). Bilahare Sinop ve Safranbolu’yu da alarak kuvvetlenen Süleyman Paşa bir müddet İlhanlılara itaat eder görünmüştür. Bu beyliğin tam müstakil hale gelmesi, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümünden sonraya rastlamaktadır.
Candaroğulları ile Osmanlılar arasındaki ilk münasebet Celaleddin Bayezit Bey zamanında başlamıştır. Osmanlı tarihlerinin Kötürüm Bayezit diye bahsettikleri Candaroğulları beyliği komşuları ile mütemadiyen anlaşmazlıklara düşmüştür. Kötürüm Bayezid’in İskender adındaki oğlunu veliaht tayin edeceğinden kuşkulanan öteki oğlu Süleyman Paşa babasına karşı silahlı muhalefete geçmiş, bu arada Osmanlıların yardımını temin edebilmek için de Orhan Gazi’nin oğlu Süleyman Paşa’nın kızı ile evlenmiştir. Osmanlıların yardımı sayesinde babası Kötürüm Bayezid’i Kastamonu’yu terke mecbur bırakmıştır. Kötürüm Bayezit Kastamonu’dan çıkıp Sinop’ta yerleşirken, oğlu da Kastamonu’ya hakim vaziyete geçtiği cihetle, Candaroğulları ikiye ayrılmıştır.
Kötürüm Bayezit 1385’de ölünce oğlu İsfendiyar Bey, Candaroğullarının Sinop şubesi hükümdarı olmuştur. Önce Osmanlılarla iyi geçinen Süleyman Paşa (İkinci Süleyman Bey) bilahare bu tavrını değiştirdiğinden Yıldırım Bayezit ile çarpışmak zorunda kalmış, harbde yenilerek öldüğünden, Candaroğullarının Kastamonu şubesi toprakları Osmanlılara geçmiştir (1392). Sinop şubesinin hükümdarı İsfendiyar Bey’i hakimiyeti Sinop şehrinde devam etmiş, 1402 Ankara harbini devam müteakip ise, Timur’un müsaadesiyle İsfendiyar Bey Kastamonu’dan Samsun’a kadar Candaroğullarının eski topraklarına yeniden sahip olmuştur.
Ankara harbinin sarsıntıları atlatılmaya çalışırken Çelebi Sultan Mehmet zamanından itibaren Candaroğulları ile Osmanlılar arasındaki mücadele yeniden başlamış, İkinci Murat zamanında yine çatışmalar olmuş, Fatih zamanında da Candaroğullarına nihayet verilmiştir (1461).
Sarıhanoğulları

Saruhan beyliği, Türkmen beylerinden Saruhan Bey tarafından Manisa merkez olmak üzere eski Lidya kıtasında kurulmuştur. Beyliğin kuruluşu 1313 tarihine rastlamaktadır. Manisa’dan başka Menemen, Gördes, Nif, Turgutlu ve Demirci gibi kasabalarla sahilde bir miktar araziye sahip olan Saruhanoğulları denizcilikle de meşgul olmuşlardır. Saruhanoğulları, Naksos dükası, Sakız ve Foça Cenevizlileri ve Midilli beyleri ile yaptıkları deniz harblerinin sonunda, denizcilikte Aydınoğulları kadar kuvvetli olmamakla beraber bunlardan bazılarını vergiye bağlayarak kadar muvaffakıyet göstermişlerdir.
Beyliğin kurucusu Saruhan Bey ölünce yerine oğlu İlyas Bey geçmiş (1346), o da ölünce İlyas Bey’in oğlu İshak Bey Saruhan beyi olmuştur (1364).
Osmanlılarla Saruhan oğulları arasında ilk münasebet ve mücadele İshak Bey’in oğlu Hızırşah Bey zamanında vuku bulmuştur. Murat Hüdavendigar’ın düşmesi üzerine, Osmanlılar aleyhine Karamanoğulları tarafından hazırlanan tertibe Saruhanoğulları da karışmışlardır. Lakin Yıldırım Bayezit, sür’atli hareketiyle bunların birlikte iş görebilmelerine fırsat vermemiş ve Saruhan arazisini işgal ederek (1390) beyliğe son vermiştir.
Saruhan arazisi Osmanlılara geçince son hükümdar Hızırşah Bey önce Candaroğlu İsfendiyar Beyin yanına, sonra da Timur’un yanına kaçmıştır. Ankara harbini müteakip, diğer Anadolu beyleri gibi Hızırşah Bey de memleketine sahip olmuş, hatta Yıldırım’ın şehzadeleri arasındaki mücadeleye bitarafından yakalanarak idam edilince, Saruhan beyliği ikinci defa olarak nihayeti ermiştir.
Hamidoğulları

Eğridir merkez olmak üzere Uluborlu, Yalvaç ve daha sonraları Antalya’yı da içine alan Hamidoğulları beyliğinin kurucusu Feleküddin Dündar Bey’dir. Eğridir’i imar ederek kendi adına nisbetle şehre Felekabad ismini veren Dündar Bey, bu beyliği onüçüncü asrın son senelerinde kurmuştur. Dündar Beyin büyük babası Hamit, Selçuklular zamanında bu bölgeye yerleştirilen Türkmen aşiretlerinden birisinin reisi idi. Dündür Beyin mensubolduğu aşiretin büyük babasının ismiyle anılması da muhtemeldir. Hamit Beyin oğlu İlyas Bey Selçukluların göller havzası hududundaki uç beylerinden idi.
İlyas Bey’in oğlu Dündar Bey Hamidoğulları beyliğini kurduğu zaman ilk defa Uluborlu’yu, bilahare de Eğridir’i merkez yapmıştır. Antalya şehri de Dündar Bey zamanında Hamidoğullarına bağlanmıştır; yalnız, Antalya’da Dündar Bey’in kardeşi Yunus Beyin sözü geçtiğinden Hamidoğulları beyliği Eğridir ve Antalya şubelerine ayrılmıştır.
İlhanlıların Anadolu valisi Demirtaş, Anadolu beyliklerini kaldırmak için haret-kete geçtiği zaman Demirtaş’a karşı duramayacağını anlayan Dündar Bey Antalya’ya kaçmıştır. Lâkin Antalya emiri bulunan yeğeni Mahmut Bey amcası Dündar Beyi Demirtaş’a teslim etmiş, o da Dündar’ı öldürtmüştür (1324).
Anadolu beylikleri için tehlike saçan İlhanlı Valisi Demirtaş Mısır’a kaçınca Dündar Bey’in oğlu Hızır Bey meydana çıkarak babasının mülkünün bir kısmını elde etmiş, onu müteakip Dündar’ın diğer oğlu İshak Bey Hamidoğulları beyliğinin idaresini elde ettiği gibi (132 Eşrefoğullarından arazi bile koparmıştır.
Osmanlılarla Hamidoğulları arasındaki münasebet Dündar Beyin diğer oğlu Mehmet Beyin torunlarından Kemaleddin Hüseyin Bey zamanında vuku bulmuştur. Osmanlı hükümdarı Birinci Murat, Kemaleddin Hüseyin Bey’i sıkıştırarak ülkesinin büyük bir kısmını satmıya mecbur bırakmıştır. Osmanlılar, Hamidoğullarına verdikleri 80,000 altın mukabilinde bu beyliğin topraklarından Yalvaç, Karaağaç Beyşehir, Akşehir ve Seydişehir’e sahip olmuşlardır. Hüseyin Bey 1391 de ölünce arazisinin diğer kısımları Osmanlılarla Karamanlılara intikal etmiştir.
Hamidoğullarının Antalya şubesi Eğridir şubesinden daha sonra yıkılmıştır. Osmanlı Padişahı Yıldırım Bayezit 1392 de Antalya’yı zaptederek beyliğin bu şubesine de nihayet vermiş ise de, 1402 Ankara harbinden sonra Hamidoğullarının Antalya şubesi soyundan Osman Bey, Antalya hariç olmak üzere beyliğin topraklarının bur kısmını elde etmiştir. Antalya’yı zaptedebilmek için Karamanoğullarından yardım isteyen Osman Bey, Osmanlıların Antalya Sancak Bey’i tarafından merkezi Korkuteli’ne yapılan âni bir baskın neticesinde telef olmuş, Antalya’yı kuşatan Karamanoğlu Mehmet Bey de kaleden atılan bir gülle isabetiyle ölmüştür (1423). Böylece Hamidoğullarının son tutunma noktaları olan Korkuteli de Osmanlılara geçmiştir.
Eretna ve Kadı Burhaneddin Hükümetleri
Bu iki hükümet, Selçuklular yıkılmak üzere iken veya yıkılmalarını müteakip hemen kurulan hükümetlerden olmadığı ve bunun için de Anadolu beylikleri sayılırken onların arasında zikredilmediği halde, Osmanlı tarihinin ilk devirlerinin iyi kavranabilmesi için kısaca gözden getirilmeleri faydalı olacaktır.
Eretna beyliği, aslen bir Uygur Türkü olan Eretna Bey tarafından kurulmuştur. İlhanlıların Anadolu valisi Emir Çobanoğlu demirtaş Mısır’a kaçtığı sırada Noyan unvanını haiz olan Alaeddin Eretna Beyi kendisine vekil bırakmıştı. Kurnaz ve müdebbir bir zat olan Eretna, Moğollara sadakat göstererek mevkiini muhafaza etmiş, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han’ın ölümü ile baş gösteren saltanat kavgalarında da gayet kurnaz davranarak Anadolu valiliğini elinden kaçıracak bir hata işlememiştir. 1343 senesinde üzerine yürüyen Demirtaş’ın oğlu Küçük Şeyh Hasan’ı mağlup edince istiklal ve hükümdarlığını ilan eylemiştir. Böylece Erzurum, Sivas, Kayseri, Amasya, Ankara, Aksaray, Tokat şehirlerini içine alan Eretna hükümeti ortaya çıkmıştır.
Anadolu halkı Moğol tahakkümünden bizar olduğundan Alaeddin Eretna’nın iyi idaresi, hak ve adaleti tanıması geniş bir memnuniyet uyandırmış, halkı arasında “Köse Peygamber” diye maruf olmuştu.
Eretna 1352’de ölmüş, yerine geçen oğlu ve onu müteakiben de torunu zamanında valilerin nüfuzları artmaya, bunlara mukabil hükümdarların nüfuzları da azalmaya yüz tutmuştu. Eretna’nın torunu Ali Bey’in 1380 yılında ölümü üzerine, yedi yaşındaki oğlu hükümdar ilan edilmiştir. Fakat çocuğa vasi tayin olunan Kadı Burhaneddin bir taraftan bu çocuğu hal ederken öte yandan da Eretna beyliğinin en nüfuzlu ümerasından olan Hacı Şadgeldi’yi katlederek Eretna beyliğine son verip kendi hükümdarlığını ilan etmiştir (1381).
Eretna beyliği topraklarının mühim bir kısmını içine alan Kadı Burhaneddin’in hükümeti, hükümdarın cesur zeki ve mücadeleci olmasına rağmen on yedi seneden fazla devam edememiştir. Kadı Burhaneddin Karamanoğulları, Mısır memlükleri ve Osmanlılar gibi kendisinden çok kuvvetli hasımlar karşısında kalmış, buna rağmen onlarla mücadele etmekte çekinmemiştir.
Alim, fazıl ve şair bir kimse olan Kadı Burhaneddin, Akkoyunlu devletinin kurucusu Karayölük Osman beyle Divriği yakınlarında yaptığı bir harbde (1397) esir düşerek idam edilmiş, onun öldürülmesiyle hükümeti de sone ermiş.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Etiketler
anadolu, beylikleri, ödev

Seçenekler
Stil Konuyu değerlendir
Konuyu değerlendir:

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Mesaj Yazma Yetkiniz Var
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


LinkBacks (?)
LinkBack to this Thread: http://www.turkayildiz.com/tarih-odevleri/11224-anadoluda-kurulan-ilk-tuerk-beylikleri.html
Konuyu Başlatan For Type Tarih Hits
anadoluda kurulan devletler | Picsicio This thread Refback 24.10.10 13:26 1


WEZ Format +3. Şuan Saat: 12:24.


Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.3.2
Türkçe Çeviri : Turkayildiz
Yapılan paylaşımlar ve yorumlardan kullanıcının kendisi sorumludur. 2005-2013

ikariam-firefox & Kıltestere & fototarih & sexyduvarkagitlari & ...